hayat garip.. zaman garip.. insanlar garip.. ben hepsinden garip.. işsiz, güçlü biriyken bu yoğunluğuma, karışıklığıma şaşıyorum.. güçlü olmak doğru mu yanlış mı yargılıyorum.. zamanın nereye gittiğine bakakalıyorum.. insanların, insanlığın nereye gittiğine bakakalıyorum.. böceklere, öküzlere şaşırıyorum hala.. hatta bazen lanet ediyorum.. garipsiyorum.. tam ne olduğunu hatırlayamadım ama bu garipsemek sözü ile ilgili de bi anım ve hatta yazım vardı ama şimdi arşiv karıştıramayacağım.. ne yaptığımı, ne yapacağımı, ne yapmam gerektiğini, ne yapmak istediğimi, ne yapmak istemediğimi, ne yapılması gerektiğini, ne yapmamın beklendiğini, ne yapmamın istenmediğini ve daha neleri neleri bilmiyorum... bi şarkı dinliyorum, başkalarına dinletiyorum, sonra o başkaları gidiyor, şarkıyla kalıyorum, sonra bi başkası geliyor, gene aynısı.. sıkılıyorum.. garipsiyorum.. gene manga dinliyorum, manga sanki benim blog dostum.. ama onlar da benden farksız devamlı aynı şarkıları pişirip pişirip koyuyorlar, ben de her defasından ilk duyduğumdan hissettiğimden, son duyduğumda hissettiğime doğru gene filmleri başa sarıyorum.. arşive gitmeyeceğim dedim ama kayboldum bile arşivin derinliklerinde.. üzüldüm kendime.. arşiv dönüşü devamı gelecek.. ve eminim ki başı sonu farklı veya sadece aynı şeyleri tekrar eder olacak.. tıpkı hayat gibi tekrar tekrar tekrar..
eveeet gecenin 4ü oldu ve arşiv kontrolü bitti.. resmen aynı cins insanlar bana devamlı aynı şeyleri yaşatmış, sonra da ben hep üstüne manga dinlemişim :))) napıcam mangayı hayatımdan mı çıkarıcam düze çıkmak için :))
neyseee bu ara kendi dertlerimde değilim bir böceği ezme isteği var içimde sadece.. hem de kossskoccaman bir istek.. şerefsizzzzzzzzzz... ahhh ahhh daha neler yazılır da... nasıl oluyor da oluyor böyle şeyler... nasıl oluyor da... hayatında istediğin en çok şeyi böcek istemiyor diye yok etmek.. ve böcekli hayata devam etmek.. söylenecek söz çok ama söylenecek söz yok..
ben ne oluyorum.. ne yapıyorum.. ne yapacağım.. zaman bilinçsizce akıp gidiyor.. ne olacak böyle? sonum nereye varacak?
klasik gene egi soruları.. bitmiyor ne yapayım.. hoş soru biterse hayat da biter ama ben de diğer kızlar gibi bugün ne giysem gibi sorular sorsam? olmaz mı?
offff offff karışık işte her yer, herkes, her yan, her köşe, her bucak, her hayat...
sihirli değnek bekleyişinde gecenin 4ünde..
egi
egi'nin yeri
24 Mayıs 2012 Perşembe
4 Nisan 2012 Çarşamba
yazmaya değmeyenler..
değmiyorsunuz hiç biriniz yazmaya.. ama yazmasam da çatlıcam korkarım.. resmen memlekette adam kalmamış bea.. sağa bak, yok, sola bak, yok, önüne gelene bak, yok, arkanda bıraktığına bak, yok, yakında yok, uzakta yok.. yoook.. yooook.. yoooook.. topunuzu kibrit çöplerine, sularına havale ediyorum... yakmakla da bitmez ki.. hazır doğalgaza da zam gelmişken ısınma ihtiyacımızı öküzleri yakarak giderebiliriz önümüzdeki kış.. bahar mı.. bilmiyorum bahar nasıl geçer.. baharda da bir, yazda da bir, kışta da bir bunların topu...
17 Mart 2012 Cumartesi
dün benim işsiz kaldığım ilk gündü..
dün benim işsiz kaldığım ilk gündü.. iki aydır gönüllü işsiz olmama rağmen.. iki çok güzel fırsat gibi görünen iki iyi firma gibi görünen yerden olumsuz yanıt gelir de ikisi de aynı gün mü gelir yaa...
uzun süre sonra ilk defa yıkıldım.. işsizdim, mutluyum, güçlüydüm.. dün gündüz birinden, gece de bilgisayar başında bir diğerinden haber alınca resmen oturduğum yere çöktüm kaldım.. ilk defa bu kadar güçsüz hissettim.. aa bu arada iki yerden diyorum ama aslında aynı günde üç yerden olumsuz cevap gelmişti.. ilk iş görüşmesini yaptığım yerden ki o işi istemiyordum, beğenmemiştim bile.. ama ondan da gelmiş AYNI GÜN.. şaka gibi.. yani tabii kii hepsinin hayalindeki çalışan olmayabilirim ama bari aralıklı gelseydi haberleri.. gerçi sonuç aynı olduktan sonra bi kere üzülmüş oldum gözlüğü ile de bakmak lazım, sonra hayırlısı diyoruz hep demek ki hayırlı değilmiş gözlüğü ile bakmak lazım amma gene de insan üzülüyor, etkileniyor, sinir oluyor işte napalım...
biliyorum geçici bir dönem, geçecek, elbet bulucam ama işte bunları hissetmeden de bunları yazmadan da geçemedim..
biliyorum güzel günler gelecek ama gelsinler artık hee...
10 Mart 2012 Cumartesi
26 Şubat 2012 Pazar
6 Aralık 2011 Salı
ne denir ki..
çoook enteresan bir hismiş çoook.. bu ne başka şehirde okumasına, ne görev için gittiği kaldığı başka şehirlerde olmasına benzemiyor, ne de aynı şehirde kendi bekar evinde olmasına benzemiyormuş.. çook enteresan bir hismiş çoook.. o zaman istediğin zaman yanına gidersin, bütün akşam geyik yaparsın, biraz leblebi, biraz light limonatayla biraz cnbc-e dizisi biraz behzat ç. izleyip gece giderdi.. ama şimdi öyle değil.. yanında bir yabancı var artık.. buraya sadece bir yabancı yazıcam bizi ne kadar gereksiz yere üzdüğünü yazıya dökmek istemiyorum, çünkü artık onlar birlikteler.. artık her şey geride kalmalı.. tüm yaşananları yutucaz.. önemli olan Ödem'in mutlu olması.. gerisi hikaye.. 2 gün öncesini konuşanlara, kızanlara kızıyorum, yeter diyorum bitti artık, geçmişi konuşmanın hiç birimize faydası yok.. konuştukça birbirimizi gaza getiriyoruz, hırslanıyoruz ama bu neye yarıyor.. biz gene iyiliğimizle insan olamayanları insan etmeye çalışacağız.. tıpkı düğün eğlencemizde olduğu gibi.. onlar odun oldukça biz yandan yandan attırdık.. tınlamadık.. ablam mutluysa biz de mutlu o kadar gerisi boş.. mutlu ol e mi abla jo.. her şeyin ennn iyisini hakediyorsun.. hep en iyiler seni bulsun.. Allah yolunuzu açık etsin.. sen hayatında ne olsun istiyorsan ben arkandayım.. tıpkı senin benim hep arkanda olduğun gibi.. gözyaşlarıyla arabeske bağlanıyorum..
"bir tek dileğim var mutlu ol yeter.."
bacı jo egi
"bir tek dileğim var mutlu ol yeter.."
bacı jo egi
20 Kasım 2011 Pazar
bir tat bir koku neler hatırlatıyor..
uzun bir haftadan sonra ulaşılması zor cumartesi gecesine ulaşmaca.. haftalar sonra ilk defa erkenden sızmamaca.. inanılması güç yavaşlıktaki bilgisayara katlanmaca.. bir iki sohbet muhabbet.. sonra su kaynatmaca.. büyülü bohça güllü yeşilçayı suya bırakmaca.. bir iki yudum sonra.. Figen'in yerinde kareli minderli sandalyelerde oturup bu çayı tatmış olmayı hatırlama.. ya da la villa her şey sizin için otelinin kahvaltı salonunda kahvaltı sonrası keyfinde gene bu çayın eşlik etmesi.. yani gene tatil hatırlama.. Kaş hatırlama.. huzur hatırlama.. boşluk hatırlama.. ahh ahhh nasıl bir hafta idi.. her şeyden uzak.. hayatın yormadığı.. hiç bir şeyin üstüne gelmediği.. kimsenin toplantı için çıldırmadığı.. baskı yapmadığı.. tek derdimizin onu mu yesek, bunu mu içsek, üstümüze ne giysek olduğu.. haa bir de nasıl dönücez eve ya da hiç dönmesek.. hakkikaten nasıl oluyor da oluyor mesela Figen Abla'daki Serap'ın yaptığı gibi yapılamaz mı??? ne için bu kadar çaba??
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)