7 Kasım 2010 Pazar

333 :)

ne yazık ki çooook uzun zaman olmuş her zaman ki gibi.. amaaa bu defa bir hüzün, bir sıkıntı, bir kızgınlık ya da bir umudu paylaşmayacağım bu satırlarda.. bu defa mutlu geçen bir kaç zamanı ölümsüzleştirmek istiyorum, hatta bunu yazmak için bile geç kaldım ama geç de olsa yazmam önemli, şu satırlara başlamış olmam bile büyüüük gelişme :))
29 ekim normalde bir çok çalışan insanın izin günü olmasına rağmen, resmi tatil olmasına rağmen bizim firmada işler başka türlü işliyor, geçen sene direkt olaraka biz resmi değil dini bayramlarda tatiliz diyen patronu 28 ekim akşamı kapıdan çıkmamıza 2 dakika kala bir deli cesareti aradım.. (bu arada belirtmeme gerek var mı bilmiyorum ama bir çok arkadaşım 28 ekimde de yarım gün çalıştı..) yarın normal mi çalışıyoruz dedim, yarın ne cumaa değil mi dedi, dedim cuma ama 29 ekim.. hee hahaha şeklinde dalga geçti kendileri, cumartesi kim gelecekse o yarın gelmesin o zaman dedi.. yani hedeften şaştı, normalde olması gereken muhasebenin hepten kapalı olmasıydı amma biz orda sadece muhasebe değil tüm eksikleri dolduran elemanlar olarak çalıştığımız için bizsiz yapamıyorlar :S normal sırada cumartesi benim izin günümdü yani patronun kafasına göre ben cuma gelecektim, Demom da cumartesi.. Amma işte orda her şey değişti, Demom daha önceden de demişti, sen gelmezsin 3 gün tatil yaparsın diye ama ben patronun izin vereceğini düşünmüyordum ikimize ya da ikimizden birine, neyse Demom bir güneş gibi doğdu :) (bu arada Demom kimdir diye de bir dip not düşmeli: kendisi benim hayatımı değiştirenlerden, firmadaki bölüm değişikliğim Demom yalnızdı diye ortaya çıktı, burda öğrendiğim bir çok şeyi kendisinden öğrendim, ayrıca şu firmada 2 çalışıp, 1 gülüyorsak, çalışmaktan keyif alabiliyorsak, üzerimize iş kitlendikçe kahkahalarımız daha şen çıkıyorsa bu ikimizin uyumundan ve hatta ikimizin deliliğinden kaynaklı, iki deli birbirimizi bulduk, gemiyi yürütüyoruz ama kimse farkında mı bilmiyorum. biraz kader arkadaşlığı, biraz yoldaşlık, bir garip yolcuyuz hayat yolunda, dostuz, arkadaşız, abla-kardeşiz.. kendisi hakkında daha çook şey yazılır da aynı bi yazı olsun o da) ne diyorduk Demo ısrarla sen git 3 gün kullan, bari birimiz tat alsın diye kahramanlık yaptı, ben de kıramadım kendisini :)
ehhh o andan sonra beyin işlemeye başladı napmalı, ne etmeli, kiminle görüşmeli, nereye gitmeli, plan plan plan.. tatil günlerinde yapmaktan en çok hoşlandığım şey, çevremdeki değerlilerimle olabildiğince görüşmek ama skor yapar gibi minimum zamanda maksimum kuzen, arkadaş, aile ile görüşmek hep hedefim ve tabii keyif almak :))
29unda yengem de izinliymiş çoluk çocuk, anacım, ablam toplanıp halama gidelim dedik gündüz programı için, akşam üstü Taksim'e geçip Gizem, Cihan falan bir şeyler yaparım diye düşündüm şehre inmişken..
Günü aile saadeti şeklinde geçirdim, planladığım gibi, ama akşam üstü kızlarla buluşamadım, amaaaa yengem ve abimlerle Taksim'de program yapan arkadaşımızı dinlemeye gittik, gayet keyifliydi.. üstüne Gizemim beni mesaj yağmuruna tuttu, bize gel bize gel diye hatta mesajlarından biri "sen, ben, nargile, şarap, noluuur gel.." idi :)) ehhh gelinim çağırmış gitmeyecek miyim :)) babama da sorup değişik atraksiyonlarla Gizemlerle buluşup onlara gittim, onların balkonlarında gece yarılarına kadar keyif yaptık, bana özel bir köşe hazırladılar, battaniyemle, ufonun karşında kuruldum, sohbet, muhabbet, gırgır, şamata ve hayat..
gecenin bilmem kaçında yatmamıza rağmen sabaha saatimi kurdum 9a, eve kahvaltıya yetişmek için, aile saadetine devam ve hem geceyi dışarda geçirip hem de gün boyu da evde bulunmayıp göze batmamak için :))) bir de tabii hazır 3 gün tatil varken uyku ile zaman geçirmek işime gelmedi, daha görülmesi gereken çok insan, gezilmesi gereken çok yer vardı :) sokak simitlerini alıp evin yolunu tuttum yeni gün yeni planlar için cumartesi sabahı.. bu arada evin beylikdüzünde olması hayata hep 1-0 geriden başlatıyor, boş trafik bile olsa bir yerden bir yere ulaşmak ennn az 1 saat sürüyor, 1 saatlik kocca bir kayıp.. neyse ona da alıştık, sonunda keyif varsa her yere giderim, hiiiç üşenmem bilinir:))
neyse çoluk çocuk gene kahvaltı ardından günün planını oluşturmaya çalışıyoruz, aslında kahvaltıya Ümran Yengemi de davet etmiştim ve bu 3 günlük tatilde kendisi ile mutlaka görüşmek niyetindeydim, çünkü pazartesi itibariyle gene radyoterapiye başlayacaktı, o vücudunda gene görülen illet yüzünden.. bu konuyla ilgili hiç olumsuz bir şey düşünmüyorum, evet tedavi dönemleri zorlanıyor ama bitecek biliyorum..
neyse bir türlü programlarımızı uyduramadık yengemle, eee saatte öğleni geçiyordu artık eginin evden çıkma vakti gelmişti de geçiyordu bile :))
Liseden can dostum Pınarımla konuşmuştuk günler öncesinden tatillerimiz çakışırsa görüşelim diye, onunla acayip maceralı yolculuklar, devamlı plan, program, yer değişiklikleri ile en son aynı otobüse binerek başladık dolanmaya.. çok değişik 3 gündü aslında benim için, evet bir yandan gezmek eğlenmek ile geçti ama bir yandan da çevremdeki ve hatta tanıdığım birine hasta ziyareti yaparak birilerini mutlu etmeye de çalıştım, enteresan yani..
Önce Pınar'ın bir arkadaşını ziyaret ettik hastanede, ne olduğu bilinmeyen bir rahatsızlığı varmış ama biz gittiğimizde sonunda teşhisi konmuştu ve tedavisi olan bir hastalık olduğu için yüzü gülüyordu Eda'nın.. O kadar mutlu oldu ki Pınar'ı gördüğünde ve hiç tanımadığı beni gördüğünde.. insanlar böyle zamanlarda çevrelerinde kesinlikle birilerini istiyorlar ve gerçekten mutlu oluyorlar, değerini bilen birileri olduğu için, o mutlu oldu biz de olduk, üstelik teşhisi konulduğu için daha da mutlu olduk, umarım enn kısa zamanda hiiiç bir şeyi kalmaz..
2. izin gününde de nargile nasip oldu bize :)) Pınar daha evden çıkmadan söyledi ben nargile isterim diye:)) ne çok nargile tutkunu olmuş çevremde:)) gene hayatıma yeni yeni girmiş bi arkadaşımdan aldığımız tavsiye üzerine gittik bir yere, ne yalan söyleyeyim Gizemler içtiğimin tadı bambaşka :)) Pınar'la da sohbet muhabbet, keyif.. hatta Özge'yi de aradık gene liseden diğer candostumuz, ulaşamadık ama eve geldikten sonra konuştuk onunla da uzuuun uzuuun o artık evli ve Balıkesir'de, görüşemesek de telefonla yetiniyoruz artık.. sonra gene dönüş yolu ve eve varış.. üzerinden bi hafta geçtiği için cumartesi gecesini hatırlamıyorum ama herhalde o akşam da evde oturmuşumdur :))
pazar sabah gene koştur koştur dernek, dernek de keyifli geçiyor ama aaa bu arada cumartesi üniversiteden bir arkadaşım ile haberleşmiştik gene ne zamandır görüşmediğim bi onunla görüşmeyi beceremedik bu 3 günde.. pazar dernek sonrası onunla görüşecektim ama gene aile saadeti moduna geçmem gerekti..
bu defa istikamet Florya.. ordayken farkına vardık Florya'da yaşayan 3 tane akrabamızda o illet hastalık var acaba ordaki herhangi bir çevresel faktör bunu tetikliyor olabilir mi? 2 tane yeni ameliyat olmuş hastayı ziyaret ettik, birinde tümor tamamen alınmış, temizlenmiş ..
diğeri kim biliyor musunuz?? geçen sene Kübra'dan bahsetmiştim bir çok kez.. şimdi onun o melek annesi de aynı illet ile savaşıyor, hem de doktorların ihmali yüzünden uzun süredir ilerlemiş bir halde.. onun da tedavisi sürecek, umarım çook kısa bir zamanda atlatır bu kötü günleri ve artık bu aile bir daha böyle günler yaşamaz..
umarım kimse yaşamaz..
ordan bu 3 gün içinde mutlaka görmek istediğim Ümran Yengemlere de uğrama kararı alıyoruz taa Florya'ya kadar gelmişken ama onlar henüz evde olmadıkları için oyalanmak için aile saadeti şekilden uzuuun bir aradan sonra dışarda yemek yiyoruz. Annem, babam, ablam ve ben olarak.. küçük kadro, sakin, sessiz ve tabii hizmet sektörünü devamlı eleştiren tipler olarak :))) ama birlikte olmak güzel, birlikte vakit geçirmek gene keyifli..
ehh artık çayımızı da sonunda buluşabildiğimiz Ümran Yengemlerde içiyoruz :)) umutlu, olumlu bakıyor o da yeni tedavi dönemine, gene gülüyoruz, gene sohbet muhabbet gene keyif..
diyeceğim şu ki.. çevremi seviyorum, tanıdığım tanımadığım insanları mutlu etmeyi seviyorum, sevdiklerimle keyifli vakit geçirmeyi seviyorum, offf gene tam adi polly halindeyim galiba ama seviyorum ben be bu hayatı:)) herşeye rağmen :)) hayat bana sık sık kazık atsa da, sık sık tökezlesem de ben insanları sevmekten, insanlara değer vermekten vazgeçmem arkadaş..
burda tekrardan Demom'a bu 3 günü bana yaşattığı için teşekkür ediyorum, ee Demom seni de seviyorum biliyorsun, iyi ki varsın :)
bu 3 günde görüşülmesi gereken mutlaka zaman bulunacak 2 kişi daha vardı;
biri fazla gezenti olduğu için kendisine İstanbulda sınırlarında bulamadık tabii ki fırsattan istifade İzmirlerdeydi Özi, ama onunla acısını geçen cuma günü Fransız Sokağında çıkardık, Levent Yüksel konseri niyetine(!)..
diğeri de poet ortağım.. o da şimdilik buralarda değil.. uzun zaman oldu yüz yüze görüşemeyeli ama hayat boyu irtibatın kopmayacağı, hep birbirimizden haberdar olacağımız ve arada günümü müzikle şenlendirecek my angel :)
pişşşt hayatımdakiler sizi seviyorum:))
iyi ki varsınız..
not: alkollü falan değilim, çok öpücem havalarında bir yazı olmuş :))
biraz da uzun olmuş sanki, 10 yazı çıkarmış ama bikere yazarım tam yazarım ve saatte gene 1 olmuş :SS
nedensizce sevgi dolu egi :))

3 yorum:

zilsizzarife'nin yeri dedi ki...

Yani bu kadar beklemenin sonu 333 kelime ile ödüllendirilmek olmuş :)sevindim buna.Yaz sen arada bu kadar açma arayı olmaz mı?Güneş mi geldi bir de,keşke görseydim bende...

egi dedi ki...

3333 kelime olmuştur bence :)) Güneş gelmedi işte keşke o da olsaydı daha da 333 olurdu..

demet dedi ki...

Ben seni arkadaş olarak kazandiğım için sanırım çok şanslıyım..Okurken güzel bir tatil geçirdiğin için önce çok sevindim sonra kendi adıma biraz şımardım,biraz kızardım ve en güzeli çok mutlu oldum..
İyi varsın ezgite.
demon seni çok seviyooo....