13 Temmuz 2011 Çarşamba

an..

az sonra aşağıya kopyala&yapıştır yapacağım yazıya hiç dokunmadan yayınlıyorum.. tatilin güzel bir anı ve genel özeti denebilir.. her şey çok keyifliydi.. çook iyi geldi.. ve işte o yazı..

"An.. bazen ınsanın mutlu olması ne kadar kolay oluyor.. Sadece bır an kendını ozel hıssetmek.. saatlerce uzerıne konusabılecegı veya gunlerce unutmayacagı o salıseler ıcınde olan bır anlık mutluluk.. Ve hatta ıste buraya yazıp olumsuzlestırmek.. kas ta mutlu,mesut,huzurlu,keyıflı,bol dınlenmelı,kafa dınlemelı,herseyden uzaklasmalı ve tekrar keyıflı ve tekrar keyıflı bır tatıl.. her gece nıyet edıp bır turlu ıcerı gırılememıs bır mekan adı da zıpır! fırt.. Icerde supper sarkılar calıp,supper soyleyen bır grup (zoolimpos) ve 0 seyırcı,dınleyıcı.. Kendılerı calıp,kendılerı soyluyorlar yanı.. Balkonu loca gıbı belleyıp yerlesmece, mekanı kapatmısız gıbı mutlu olmaca.. Sonra super sevımlı garson sandıgımız gıtarıstın gelıp sıparıs alması.. Barmen arkadas antalyaya gıtmıs de :)) sarkılarda kacıp kacıp sıparıs dagıtıyor yavrucak.. Sonra hoop sahneye elektro gıtarı ıle solo yapıp, kulaklarımızdan pasımızı sılmece.. Garıplıkler dolu tatıl, garıp bır gece.. veee vokalde bır esmer.. Ses masalllah.. Sarkı secımlerı de keyıf verıcı.. Arada locamızı zıyaret etse de agır ablalıgı bozmamaca salaklıgı.. Sonradan gereksız kalabalık, locamızı ısgal etmek ısteyen ıpsız,sapsız hıyarlar.. Ama hepsı onemsız.. otele donme kararı.. Son bı parca ısteme ıstegı.. Acaba ne olsa ne olsa derdı kı o arada bı kac sarkı daha dınlemece :) 3 ayımın sahıbı tesmer sınava gırıs kagıdından bır parca koparmaca ve locamızı onceden zıyaret etmıs tatlı bı kızcagızdan aldıgım kalemle o sarkıyı yazmam "Öyle sarhoş olsam ki.." kagıdı bır leydı edası ıle vokalın onundekı sehpaya koyus, o sırada baslayan yenı bır sarkı, ıste bır an sonra o sarkının caktırmadan "Öyle sarhoş olsam ki.."ye donusmesı, aptal olmus bır sekılde sahneye donmeeem ve o an, o muhtesem goz goze gelme ve keyıfle sarkıya eslık etme.. bu sadece bır jest ama nasıl keyıf verdı anlatamam.. tatılımız (kaş) zaten jestlerle dolu gectı, sankı bız gelmeden karsılasacagımız herkese tembıhlenmıs gıbı bak bunlar ne ısterse yapın denmıs gıbı bı hal.. hepsı unutulmaz bır anı olacak yarın bu saatlerde gerı de kalmıs olacak.. hep guzel hatırlanacak, hep keyıf verecek.. 08.07.2011 03.09.."

sınav ve tatil sonrası bomba gibi hayata dönen egi :)

30 Haziran 2011 Perşembe

azzz kaldı..

gerçekten geri sayım.. bitsin artık.. ama iyiyim, huzurluyum, hazır mıyım bilmiyorum ama artık cumartesi olsun istiyorum :)) acaba delileeer gibi sınava girmek istememden mii yoksaaaa sadece Kaşşş mıı?? yoksa huzuuuur, mutluluuuk, deniz, kuum, güneş ve hepsini Özican'la yapacak olmak mı? :))
neysee kısa kesiyorum, muhtemeln bi daha tatil sonrası yazarım bi ara ama az kaldı tekrar belirtmek isterim :))

geri sayan egi :)

14 Mayıs 2011 Cumartesi

ilk bahaaar iiiilllkkk!

Ozi dedi ki gene yanlış dilekler, istekler beklentiler içine giriyoruz.. Bahar dedik, ilk mi son mu belirttik mi?? İstediğimiz zamanında bir "ilk"bahar.. havalar öyle gidiyor ki soğukkk bir sonbahar havasında, griliğinde.. Bu da ister istemez ruhlara yansıyor.. hatta kış mahmurluğu neredeyse.. eveeeet hadi gelsin "ilk"bahar hayatımızın her aşamasına..
:))
"ilk"baharı bekleyenler kulübü :)

28 Nisan 2011 Perşembe

hani bahar??

nisan sonu geldi ama hiç bir bahar gelmedi ne olacak böyle???

1 Mart 2011 Salı

damar gece ve yayını bekleyen yazı..

Madem gece bu kadar damar, hayat bu kadar puslu, hava bu kadar soğuk, dünya bu kadar karışık ve kafa bi dünya o zaman 11.02.2011'de telefonuma aldığım notu artık yayınlama vakti..

"Artık bahar gelsin! Hem şu vücudumdaki, ruhumdaki yorgunlugu alıp gitsin, hem de tüm coşkusu ile sarsın artık şu hayattaki her anlamda suren grafıktekı asagı gıdısı, tavan yaptırsın.. Abuk sabuk ınsanları abuk sabuk mesajları ıle hayatımın her canları ıstedıklerı zaman tam orta yerınden delip delik desık edip, benı ıyıden ıyıye dagıtmasından cook sıkıldım artık.. En son bırıne patlayıp YETER benı benımle bırak dıye ya da YETER bıttıyse bıtsın uzatma defol cık gıt hayatımdan, sen de, karın da ya da evlenmeyı dusundugun kız arkadasın da hepten cıkın gıdın hayatımdan! Hayatta en nefret ettıgım ıkı yuzluluk halınden, sahte yuzlerden, maskelerden kuurtarın benı.. O hep herkese gulumseyen, ınsan seven egı artık sıkıldı bu maskeden.. hayatımın ıcıne eden ınsanların yuzlerıne gulmek zorunda bırakmayın ve pılınızı pırtınızı toplayın cıkın hayatımdan... Coook hızlıca cıkın ve bılın kı ben hııc ama hıııc bır seyı unutmadım, unutmam... Ne bana kendı rahatınız, keyfınız ıcın cektırdıgınız acıyı, kederı unutmam, her seyı her seyı ve hatta benım hayatımı bıle gormezden gelmenızı de unutmam.."

yetsin be artık..

not: ayrıca güneş durmuyor şimdi de pinhaniçalıyor.. diyor ki "herkes aynı hayatta.."

28 Kasım 2010 Pazar

1 hafta değildi bu üzerimizden geçen..

Nasıl bir haftaydı bu? Bayram nasıl oluyor da sadece 1 hafta önce yaşanmış olabiliyor? O kocca dinlence, eğlence, gezmece, tozmaca, gülmece, tembellik nasıl oluyor da takvimlerde sadece 1 hafta gibi görünen 7 gün öncesinde kalıyor ben aylar geçmiş gibi hissediyorken, üzerimde ayların yorgunluğu olduğunu hissederken? Güya hep güzel şeyleri de yazma heveslisi ben, bayram haftasına dair 2 satır yazmayı beceremeyip gene keyfim kaçıkken gecenin 3'ünde buralara düştüm.. gerçi bayram haftasına varana kadar öyle hengamelerin içine soktu ki bizi çoook sevgili patronumuz bayramın gelişinin bile farkına varamadık, belirsizlikler, sıkıntılar, cevap bekleyenler, bilinmeyenler, aptallıklar, hırslar, zamansızlıklar içinde boğulmaca.. üstüne saçma sapan nedenlerle gene hiç bir şey elde edememe, üstüne bayram olsa ne yazar.. eskiden adi pollyliğimden, şenliğimden bana her gün bayramdı, artık yaşlanıyor muyum ne oluyorsa her gün bayram olsa da tat tuz yok, ya da bana gene her gün bayram ama bu defa sinir stresten bu delilik.. neyse gene gelelim bu haftama, pazartesi öyle çok da sendrom şeklinde geçmedi, yapılması gerekenlerin yapıldığı ama gene uzuuun süren bir iş gününün sonunda, dükkanın kepenkini kapatıp çıkabilecek kadar geç çıktık (kepenkler çoook eskilerde kalmış olsa da..)
işler hallolunca geç çıkışlar bile koymuyor insana ve ayrıca bu geç çıkma işine kendin karar veriyorsan, emirle değilse, ama bir de şöyle bir şey var ki sen ne kadar geç çıkarsan çık, ne kadar kendini paralarsan parala kimse buna değer vermiyorsaaaaa işte o zaman çıldırıyor insan.. salı sallandı ama sonuna güzzel bir etkinlik koyduk resmen ruhumuzu besleyen bir klasik müzik dinletisi ile..üstelik nasıl muhteşem bir mekanda, insan hayatı ne kadar farklı görüyor, farklı algılıyor böyle seslerle, böyle mekanlarla.. her klasik müzik dinlediğimde dediği gibi gene dedim, yarından itibaren heeep klasik müzik dinlicem, mutlu olucam diye.. ama şunu yapıcam, bunu yapıcam, bunu hayatta yapmıcam dediğimiz şeylerin ne kadarını hayata geçiriyoruz, kendimize ne kadar söz geçirebiliyoruz şu hayatta?? -1
(egi gene sorularına başladı)
hafta ortası gene yoğun ama normalimsi gene uzun bir iş günü, ama hep yorucular, eve pestil gibi gelmece, sanki taş ocağında çalışıyor gibi pelte halleri..
perşembe gene etkinlik günü müthiş bir performans eşliğinde "kendi kendine konuşmaktır AŞK.." AŞKın ne olduğuna kimse karar verememişken birinin tam bir cümle kurabilmesi "-dir,-dır" eki ile kesin hüküm verebilmesi bile etkileyici.. hakikaten AŞK nedir? AŞK kimdir? -2
cuma geldi hoş geldi, ertesi ne de olsa 2 gün tatil bana, haftaya da ortağıma.. ta kii gene akşamın 7'sinde patronla konuşuncaya kadar..
"sezon kapandı" artık ikinizde geliyorsunuz..
ne bu??? balık sezonu mu? biz sadece onun attığı yemlere odaklanmış, 5 sn'lik hafızası olan muhasebenin balık kulları.. o istediğini ister, istediğini yapar, istediğini yaptırır, istediğini alır, istediğini verir ya da hiiiiç vermez, verirseee biri duyar maaaazallah!!! ben ömrümde böyle geri zekalıca sistemler (sistemsizlikler), böyle iletişimsizlik, böyle ben yaptım olduculuk görmedim, hadi gördüm, duydum diyelim ama beeeeen nedeeen yaşıyorum bunu???
nedir bu kadar basiretimi bağlayan ve hareket etmemi engelleyen?? neyi bekliyorum keşfedilmeyi mi???-3
böyle ruh hali ile biten bir cuma(nın)ertesi hakkında herhangi bir şey yazmaya gerek var mı? öküz gene öküzdür cumartesi günü, gene eşşek gibi gider, eşşek gibi çalışırsın çünkü sesini çıkarmazsın, çünkü o ısırır, o yer, seni o yarattı ya ona karşı gelinmez... Ulan sen senin var olma nedenin anana babana bile karşı geliyorsun senden bir şey istedikleri, senin yapmak istediğin bir şeyi engelledikleri zaman, bu onlardan daha mı büyük? daha mı ulu? daha mı kıymetli, değerli, önemli??-4
ve işte tek tatil günüm pazarımın 4 saatini yedim bile, kaldı 20 saat! bu 20 saatte hem uyuyacağım, kocca ve sinir bozucu haftanın yorgunluğunu atacağım (ki 20 saat uyusam belkii bir kısmını atarım öyle bir ağırlaşmış, bitmiş hissediyorum kendimi).. hem 5-6saat dernekte geçireceğim, 1 saat civarı uyanış-hazırlık ve kahvaltı için.. yemek yiyeceğim, yol gideceğim, 1-2 insan yüzü görmeye çalışacağım, nefes alacağım, sonra bir de bakacağım ki büttün hafta beklediğim gün bitivermiş, hani ders çalışmak, hani Hrant'ı okumak, hani puzzle yapmak.. vaaay bee ne kadar güzel bir pazarmış bu herkese yeter.. eline geçenler (kalan varsa) ve bir pazar sana yeter mi?-5
blogu yazarken bazı yerlere sayılar verdim, hatta bazı yerlere değil bazı sorulara..
eğer gerçek bir hayat istiyorsam bu 5 soruyu çözmeliyim ki hayata yeniden başlayayım..
onun için bana şans dileyin bu soruları ennn kısa zamanda çözüme ulaştırıp aranıza döneyim diye..
5 soru işaretli egi

7 Kasım 2010 Pazar

333 :)

ne yazık ki çooook uzun zaman olmuş her zaman ki gibi.. amaaa bu defa bir hüzün, bir sıkıntı, bir kızgınlık ya da bir umudu paylaşmayacağım bu satırlarda.. bu defa mutlu geçen bir kaç zamanı ölümsüzleştirmek istiyorum, hatta bunu yazmak için bile geç kaldım ama geç de olsa yazmam önemli, şu satırlara başlamış olmam bile büyüüük gelişme :))
29 ekim normalde bir çok çalışan insanın izin günü olmasına rağmen, resmi tatil olmasına rağmen bizim firmada işler başka türlü işliyor, geçen sene direkt olaraka biz resmi değil dini bayramlarda tatiliz diyen patronu 28 ekim akşamı kapıdan çıkmamıza 2 dakika kala bir deli cesareti aradım.. (bu arada belirtmeme gerek var mı bilmiyorum ama bir çok arkadaşım 28 ekimde de yarım gün çalıştı..) yarın normal mi çalışıyoruz dedim, yarın ne cumaa değil mi dedi, dedim cuma ama 29 ekim.. hee hahaha şeklinde dalga geçti kendileri, cumartesi kim gelecekse o yarın gelmesin o zaman dedi.. yani hedeften şaştı, normalde olması gereken muhasebenin hepten kapalı olmasıydı amma biz orda sadece muhasebe değil tüm eksikleri dolduran elemanlar olarak çalıştığımız için bizsiz yapamıyorlar :S normal sırada cumartesi benim izin günümdü yani patronun kafasına göre ben cuma gelecektim, Demom da cumartesi.. Amma işte orda her şey değişti, Demom daha önceden de demişti, sen gelmezsin 3 gün tatil yaparsın diye ama ben patronun izin vereceğini düşünmüyordum ikimize ya da ikimizden birine, neyse Demom bir güneş gibi doğdu :) (bu arada Demom kimdir diye de bir dip not düşmeli: kendisi benim hayatımı değiştirenlerden, firmadaki bölüm değişikliğim Demom yalnızdı diye ortaya çıktı, burda öğrendiğim bir çok şeyi kendisinden öğrendim, ayrıca şu firmada 2 çalışıp, 1 gülüyorsak, çalışmaktan keyif alabiliyorsak, üzerimize iş kitlendikçe kahkahalarımız daha şen çıkıyorsa bu ikimizin uyumundan ve hatta ikimizin deliliğinden kaynaklı, iki deli birbirimizi bulduk, gemiyi yürütüyoruz ama kimse farkında mı bilmiyorum. biraz kader arkadaşlığı, biraz yoldaşlık, bir garip yolcuyuz hayat yolunda, dostuz, arkadaşız, abla-kardeşiz.. kendisi hakkında daha çook şey yazılır da aynı bi yazı olsun o da) ne diyorduk Demo ısrarla sen git 3 gün kullan, bari birimiz tat alsın diye kahramanlık yaptı, ben de kıramadım kendisini :)
ehhh o andan sonra beyin işlemeye başladı napmalı, ne etmeli, kiminle görüşmeli, nereye gitmeli, plan plan plan.. tatil günlerinde yapmaktan en çok hoşlandığım şey, çevremdeki değerlilerimle olabildiğince görüşmek ama skor yapar gibi minimum zamanda maksimum kuzen, arkadaş, aile ile görüşmek hep hedefim ve tabii keyif almak :))
29unda yengem de izinliymiş çoluk çocuk, anacım, ablam toplanıp halama gidelim dedik gündüz programı için, akşam üstü Taksim'e geçip Gizem, Cihan falan bir şeyler yaparım diye düşündüm şehre inmişken..
Günü aile saadeti şeklinde geçirdim, planladığım gibi, ama akşam üstü kızlarla buluşamadım, amaaaa yengem ve abimlerle Taksim'de program yapan arkadaşımızı dinlemeye gittik, gayet keyifliydi.. üstüne Gizemim beni mesaj yağmuruna tuttu, bize gel bize gel diye hatta mesajlarından biri "sen, ben, nargile, şarap, noluuur gel.." idi :)) ehhh gelinim çağırmış gitmeyecek miyim :)) babama da sorup değişik atraksiyonlarla Gizemlerle buluşup onlara gittim, onların balkonlarında gece yarılarına kadar keyif yaptık, bana özel bir köşe hazırladılar, battaniyemle, ufonun karşında kuruldum, sohbet, muhabbet, gırgır, şamata ve hayat..
gecenin bilmem kaçında yatmamıza rağmen sabaha saatimi kurdum 9a, eve kahvaltıya yetişmek için, aile saadetine devam ve hem geceyi dışarda geçirip hem de gün boyu da evde bulunmayıp göze batmamak için :))) bir de tabii hazır 3 gün tatil varken uyku ile zaman geçirmek işime gelmedi, daha görülmesi gereken çok insan, gezilmesi gereken çok yer vardı :) sokak simitlerini alıp evin yolunu tuttum yeni gün yeni planlar için cumartesi sabahı.. bu arada evin beylikdüzünde olması hayata hep 1-0 geriden başlatıyor, boş trafik bile olsa bir yerden bir yere ulaşmak ennn az 1 saat sürüyor, 1 saatlik kocca bir kayıp.. neyse ona da alıştık, sonunda keyif varsa her yere giderim, hiiiç üşenmem bilinir:))
neyse çoluk çocuk gene kahvaltı ardından günün planını oluşturmaya çalışıyoruz, aslında kahvaltıya Ümran Yengemi de davet etmiştim ve bu 3 günlük tatilde kendisi ile mutlaka görüşmek niyetindeydim, çünkü pazartesi itibariyle gene radyoterapiye başlayacaktı, o vücudunda gene görülen illet yüzünden.. bu konuyla ilgili hiç olumsuz bir şey düşünmüyorum, evet tedavi dönemleri zorlanıyor ama bitecek biliyorum..
neyse bir türlü programlarımızı uyduramadık yengemle, eee saatte öğleni geçiyordu artık eginin evden çıkma vakti gelmişti de geçiyordu bile :))
Liseden can dostum Pınarımla konuşmuştuk günler öncesinden tatillerimiz çakışırsa görüşelim diye, onunla acayip maceralı yolculuklar, devamlı plan, program, yer değişiklikleri ile en son aynı otobüse binerek başladık dolanmaya.. çok değişik 3 gündü aslında benim için, evet bir yandan gezmek eğlenmek ile geçti ama bir yandan da çevremdeki ve hatta tanıdığım birine hasta ziyareti yaparak birilerini mutlu etmeye de çalıştım, enteresan yani..
Önce Pınar'ın bir arkadaşını ziyaret ettik hastanede, ne olduğu bilinmeyen bir rahatsızlığı varmış ama biz gittiğimizde sonunda teşhisi konmuştu ve tedavisi olan bir hastalık olduğu için yüzü gülüyordu Eda'nın.. O kadar mutlu oldu ki Pınar'ı gördüğünde ve hiç tanımadığı beni gördüğünde.. insanlar böyle zamanlarda çevrelerinde kesinlikle birilerini istiyorlar ve gerçekten mutlu oluyorlar, değerini bilen birileri olduğu için, o mutlu oldu biz de olduk, üstelik teşhisi konulduğu için daha da mutlu olduk, umarım enn kısa zamanda hiiiç bir şeyi kalmaz..
2. izin gününde de nargile nasip oldu bize :)) Pınar daha evden çıkmadan söyledi ben nargile isterim diye:)) ne çok nargile tutkunu olmuş çevremde:)) gene hayatıma yeni yeni girmiş bi arkadaşımdan aldığımız tavsiye üzerine gittik bir yere, ne yalan söyleyeyim Gizemler içtiğimin tadı bambaşka :)) Pınar'la da sohbet muhabbet, keyif.. hatta Özge'yi de aradık gene liseden diğer candostumuz, ulaşamadık ama eve geldikten sonra konuştuk onunla da uzuuun uzuuun o artık evli ve Balıkesir'de, görüşemesek de telefonla yetiniyoruz artık.. sonra gene dönüş yolu ve eve varış.. üzerinden bi hafta geçtiği için cumartesi gecesini hatırlamıyorum ama herhalde o akşam da evde oturmuşumdur :))
pazar sabah gene koştur koştur dernek, dernek de keyifli geçiyor ama aaa bu arada cumartesi üniversiteden bir arkadaşım ile haberleşmiştik gene ne zamandır görüşmediğim bi onunla görüşmeyi beceremedik bu 3 günde.. pazar dernek sonrası onunla görüşecektim ama gene aile saadeti moduna geçmem gerekti..
bu defa istikamet Florya.. ordayken farkına vardık Florya'da yaşayan 3 tane akrabamızda o illet hastalık var acaba ordaki herhangi bir çevresel faktör bunu tetikliyor olabilir mi? 2 tane yeni ameliyat olmuş hastayı ziyaret ettik, birinde tümor tamamen alınmış, temizlenmiş ..
diğeri kim biliyor musunuz?? geçen sene Kübra'dan bahsetmiştim bir çok kez.. şimdi onun o melek annesi de aynı illet ile savaşıyor, hem de doktorların ihmali yüzünden uzun süredir ilerlemiş bir halde.. onun da tedavisi sürecek, umarım çook kısa bir zamanda atlatır bu kötü günleri ve artık bu aile bir daha böyle günler yaşamaz..
umarım kimse yaşamaz..
ordan bu 3 gün içinde mutlaka görmek istediğim Ümran Yengemlere de uğrama kararı alıyoruz taa Florya'ya kadar gelmişken ama onlar henüz evde olmadıkları için oyalanmak için aile saadeti şekilden uzuuun bir aradan sonra dışarda yemek yiyoruz. Annem, babam, ablam ve ben olarak.. küçük kadro, sakin, sessiz ve tabii hizmet sektörünü devamlı eleştiren tipler olarak :))) ama birlikte olmak güzel, birlikte vakit geçirmek gene keyifli..
ehh artık çayımızı da sonunda buluşabildiğimiz Ümran Yengemlerde içiyoruz :)) umutlu, olumlu bakıyor o da yeni tedavi dönemine, gene gülüyoruz, gene sohbet muhabbet gene keyif..
diyeceğim şu ki.. çevremi seviyorum, tanıdığım tanımadığım insanları mutlu etmeyi seviyorum, sevdiklerimle keyifli vakit geçirmeyi seviyorum, offf gene tam adi polly halindeyim galiba ama seviyorum ben be bu hayatı:)) herşeye rağmen :)) hayat bana sık sık kazık atsa da, sık sık tökezlesem de ben insanları sevmekten, insanlara değer vermekten vazgeçmem arkadaş..
burda tekrardan Demom'a bu 3 günü bana yaşattığı için teşekkür ediyorum, ee Demom seni de seviyorum biliyorsun, iyi ki varsın :)
bu 3 günde görüşülmesi gereken mutlaka zaman bulunacak 2 kişi daha vardı;
biri fazla gezenti olduğu için kendisine İstanbulda sınırlarında bulamadık tabii ki fırsattan istifade İzmirlerdeydi Özi, ama onunla acısını geçen cuma günü Fransız Sokağında çıkardık, Levent Yüksel konseri niyetine(!)..
diğeri de poet ortağım.. o da şimdilik buralarda değil.. uzun zaman oldu yüz yüze görüşemeyeli ama hayat boyu irtibatın kopmayacağı, hep birbirimizden haberdar olacağımız ve arada günümü müzikle şenlendirecek my angel :)
pişşşt hayatımdakiler sizi seviyorum:))
iyi ki varsınız..
not: alkollü falan değilim, çok öpücem havalarında bir yazı olmuş :))
biraz da uzun olmuş sanki, 10 yazı çıkarmış ama bikere yazarım tam yazarım ve saatte gene 1 olmuş :SS
nedensizce sevgi dolu egi :))